Sözlükte "revizyonizm" ne demek?

1. Bir öğretinin ana temellerini tartışma konusu yapanların tutumu.
2. Marksçılığı yeniden gözden geçirmek ve düzeltmek gerektiğini ileri süren ve onun diyalektik özünü yadsıyan görüşrevizyonizm

Revizyonizm kelimesinin ingilizcesi

revisionism
Köken: Fransızca

Revizyonizm ne demek? (Ekonomi)

(Revisionism) Geleneksel Marksist ve Leninist doktrinlerde değişiklik yapılmasını isteyen bir komünist düşünce akımı. Revizyonistler, komünist teorileri günün koşullarına uydurabilmek için bunlarda revizyona gidilmesi inancındadırlar. Proleter ihtilalinin tarihi zorunluluğunu reddederler, Kapitalizm’den Sosyalizm’e geçiş sırasında Proleterya diktatoryasım kabul etmezler. En önemlisi, katı Leninist parti organizasyonunu ve demokratik merkeziyetçiliği benimsemezler. Revizyonistlere göre nükleer çağda, Komünist dünya için en iyi politika topyekün bir savaş değil, barış içinde bir arada yaşamaktır.

Revizyonizm nedir? (Felsefe)

Oportünizmin işçi hareketi içindeki bir akımına verilen ad.

Başlıca özelliği, oportünist politikanın teorik temeli olarak, Marksçılık için (sonradan Marksçılık-Lenincilik için) başlı başına bir revizyon sistemi geliştirmiş olmasıdır. Revizyonizm Marksçılık-Lenincilik’ deki teorik ve politik temel ilkelerin gözden geçirilmesini talep eder; amacı ise, işçi sınıfının bilimsel dünya görüşündeki devrimci özün yok edilmesi ve yerine burjuva teorilerinin konulmasıdır. Revizyonizm, serbest rekabet kapitalizminin tekelci kapitalizme geçişi sırasında, işçi hareketi içinde ortaya çıkmış olan uluslararası bir fenomendir. Belli küçük-burjuva çevrelerinin ve dolayısıyla işçi hareketi içinde küçük-burjuvazi tarafından etkilenen katmanların ve özellikle, işçi sınıfının emperyalizm tarafından baştan çıkarılan, korunan kesimlerinin -yani işçi aristokrasisinin ve işçi bürokrasisinin- sınıf savaşımındaki yoğunlaşmaya ve emperyalizm çağında sosyalizm için yürütülen savaşımın yeni koşullarına karşı gösterdiği oportünist tepkidir.

Sınıfsal karakteri bakımından revizyonizm, emperyalizmin ideolojisinin işçi sınıfı ve işçi hareketi üzerindeki etkisinin bir ürünüdür. Marksçılığın uluslararası işçi hareketlerindeki başarıları, onun işçi hareketi içindeki düşmanlarını, fikirlerini yayabilmek için Marksçılık maskesi takmaya zorlamıştır.

Marksçılığın temel ilkelerinin ve tezlerinin tümünü revizyondan geçiren ve onları, «Marksçılığın tamamlanması ve geliştirilmesi» adı altında burjuva görüşleriyle değiştiren Aldan sosyal-demokratı E. Bernstein, revizyonizmin «babası» olmuştur.

Felsefe alanında, maddeci dünya görüşünün yerine Yeni-Kantçılık ve ampiriokritisizm geçirilirken, devrimci diyalektiğin yerine de evrimcilik oturtulmuştur.

Revizyonizm, ekonomi-politik alanında, kapitalizmin Marks ve Engel s tarafından ortaya çıkarılmış bulunan yasal düzenliliklerini yadsımıştır; revizyonistler, tekellerin ortaya çıkmasıyla emek ile sermaye arasındaki temel çelişkinin zayıfladığını ve sınıfsal karşıtlıkların yumuşadığını ileri sürmüşlerdir. Onlara bakılırsa, kapitalist sömürü düzeninin devrim yoluyla ortadan kaldırılması yerine, kapitalizmin evrim yoluyla aşılması ve barışçı bir gelişmeyle sosyalizme geçilmesi gerekmektedir.

Revizyonizmin politik görüşleri, sınıf savaşımı ve proletarya diktatörlüğü öğretisinin revizyonu anlamına gelmekteydi; bu görüşün temsilcileri, devleti, burjuvazinin sınıf egemenliğinin bir organı olarak değil, tarafsız olarak görüyorlar ve burjuva demokrasisinin genişletilmesini, işçi hareketinin başta gelen görevi olarak ilan ediyorlardı. Demek ki revizyonizmin başlıca özelliği, burjuva görüşleriyle Marksçılığı sulandırması ve hatta onun yerine hazan tümüyle burjuva görüşlerini koyması ve böylece devrimci işçi hareketini, kapitalist toplum düzenini aşma ve sosyalizmi kurma savaşımında teorik temellerden yoksun bırakmaya kalkışmasıdır. Ama revizyonist tezler, tarihin bizzat kendisi tarafından: Kapitalist ekonominin bunalımlarıyla, kapitalizmin genel bunalımlarıyla, demokratik ve ulusal devrimlerle, Oktobr Devrimiyle ve İkinci Dünya Savaşı sırasında dünya sosyalist sisteminin oluşmasıyla yenilgiye uğratılmıştır. Bu yüzden de, değişen güç dengesine ayak uydurmak zorunda kalan revizyonizm,

Oktobr Devrimi’ nin başarısından sonra Marksçı-Leninci devrim teorisine ve devlet öğretisine karşı yaptığı saldırıları yoğunlaştırmıştır. Revizyonizm, sosyalist demokrasinin karşısına uydurma bir «gerçek» demokrasi talebiyle çıkarken, sosyalist toplumun planlı ekonomisinin yerine de «ekonomik demokrasi» teorisini koymaktadır. Revizyonizmin anti-Sovyet’ime ve anti-komünizm’ e katılışı, ilk olarak Lenin’ in öğretilerini Marksçılığa tersmiş gibi göstermekle ve gerçeği çarpıtarak Leninciliği ve sosyalizmi «sırf Ruslara özgü bir durum» olarak saf dışı etme çabalarıyla başlamıştır. Ancak, İkinci Dünya Savaşı’ nın ardından dünya sosyalist sistemi ortaya çıkınca ve kapitalizm genel bunalımının üçüncü dönemine girince, bu revizyonist hayaller de kendiliğinden yıkıldı. Revizyonizm, sosyalist ülkelerin ve komünist partilerinin artan etkisi karşısında, bölme ve yumuşatma şeklinde bir siyasi taktik uygulamaya başlamıştır. Günümüzde kapitalist sömürüden ve baskıdan arınmış ülkelerde emperyalist egemenlik ilişkilerini yeniden kurma amacına nesnel olarak hizmet eden revizyonizm, sosyalizme karşı gittikçe daha açık bir karşı-devrimci tavır almaktadır. Bugünkü revizyonizmin ana tezi kapitalizmin ve sosyalizmin karşılıklı yakınlaşmaları tezidir. Yakınlaşma teorisi adı verilen bu uydurmaca, sosyalist ülkelerin başarılı gelişmesiyle yenilgiye uğrayan kaba anti-komünizmin boşluğunu, üstü örtülü yeni bir çeşit anti-komünizm’ le doldurmak için ortaya atılmıştır.

Bu yakınlaşma teorisi, kapitalizmin ve sosyalizmin giderek kaynaşmasıyla, sözüm ona her iki sistemin de tercihlerini birleştiren sanayi toplumu denilen bir birlik oluşacağı yanılsamasını uyandırmaya çalışmaktadır. Revizyonizm milliyetçilik’ ! kullanarak dünya komünist hareketini çökertmeyi denemekte, proletarya devrimine ve kapitalizmden sosyalizme geçişte proletarya diktatörlüğünün zorunluğuna karşı çıkmaktadır. Özellikle işçi sınıfının öncü rolünü, onun Marksçı-Leninci partisini ve hatta proletarya enternasyonalizmini yadsımakta ve böylece karşı-devrime kapı açmaktadır. Modem revizyonizm, teorik açıdan kendisini Marks’ m «gerçek» uzantısı olarak tanıtmaya çabalamaktadır. Marks’ m genç dönemlerine atıf yapıp, Marks ve Engels’ in olgunluk dönemi yapıtlarını bilmezlikten gelerek ve Leninciliği tümüyle yok sayarak, işçi sınıfının dünya görüşünü tahrif etmekte ve bu dünya görüşünü, merkezinde soyut anlamıyla insan ve onun yabancılaşması bulunan genel, sınıflar-üstü bir hümanizma anlayışına döndürmektedir. Buradan türetilen «has», «demokratik» ve «insancıl» bir «sosyalizm» modeli, Marks, Engels ve Lenin tarafından yaratılmış olan işçi sınıfının bilimi karşısına çıkarılmaktadır. Bir de burjuva demokrasisi örneğinden yararlanarak ve sosyalist demokrasinin gerçek içeriğini bir kenara iterek, sosyalist toplum koşullarında uygulanması halinde, yalnızca ve yalnızca işçi sınıfının gücünün ve onun partisinin öncü rolünün kemirilip, yıpranması sonucunu doğuracak olan, partide, devlette, ekonomide ve ideolojide çoğulculuk’ tan söz edilmektedir.

Marksçı-Leninci partilerin revizyonizme karşı yürütecekleri kararlı savaşım, vazgeçilmez bir teorik ve ideolojik görevdir.

--Reklam--